Uluslararası Hukuk Tarihi

Uluslararası hukuk, Uluslararası ilişkilerin hukuksal boyutunu bilimsel bir disiplin içinde inceleyen, Uluslararası ilişkiler alanının alt disiplinidir. Uluslararası toplum üyeleri arasındaki ilişkileri düzenleyen ku­rallar bütünüdür.

Devletlerarası hukuk olarak da adlandırılır. Ancak uluslararası ilişkilere yeni aktörlerin girişi bu dalı sadece devletlerarası olmaktan çıkarmıştır. Yapılan tanımlar doktrin alanında yazarların ulusla­rarası toplum üyeleri hakkında kabul ettik­leri görüşleri yansıtmaktadır. Klasik yazar­lar uluslararası hukuku, devletlerarasındaki ilişkileri düzenleyen kurallar bütünü bi­çiminde tanımlarlar. Öte yandan, realist yazarlara göre, uluslara­rası hukuk, çeşidi ulusal toplumlara ait ger­çek kişiler arasındaki İlişkileri düzenleyen hukuktur. Bu iki görüşü birleştiren otoritelere göre ise, uluslararası top­lum üyeleri arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallar bütünü olarak tanımlamaktadırlar. Uluslararası hukukun öznelerini devlet, uluslararası örgütler ve sınırlı oranda gerçek kişiler olarak sıralayabiliriz.

Uluslararası hukukun tarihsel gelişimini iki ana başlık altında incelediğimizde, uluslararası hukuk tarihi, klasik dönem ve modern dönem olmak üzere ikiye ayrılır.

Klasik uluslararası hukukun tarihi, Avrupa’da ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla başlar. Ulus devletlerin ortaya çıkışına etkisi ve Avrupa’daki devletlerarasındaki ilişkilere kazandırdığı boyut nedeniyle, 1648 Westphalia Barış Anlaşması bir dönüm noktasıdır. Kilise’nin gücünü yitirdiği bu dönemde, farklı mezheplerden farklı milletlere sahip devletlerin bir arada yaşamaya başlaması, birbirleriyle olan ilişkilerin zeminini de değiştirmiştir. Klasik dönemin sonu kabul edilen I. Dünya Savaşı’na kadar Avrupa’da Avrupa Kamu Hukuku adı verilen bir düzen kurulmuştur. Bu düzen, devletlerin birbirleriyle olan ilişkilerdeki uygulamaların düzenlilik kazanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu dönem, Avrupa’nın küresel bir güç olarak ortaya çıkmasına da sahne olur. Avrupalı olmayan devletlerle ilişkiler, güç dengesine bağlı olarak ya sömürgeleştirmeyle yahut da işbirliğiyle sonuçlanmıştır. Avrupalı devletlerin genel tutumu, Avrupalı olmayan devletlerin yeterince uygar olmamaları nedeniyle, sınırlı hukuki talepleri bulunabileceği yönündedir.

Modern dönemin başlangıcı Birinci Dünya Savaşı olarak kabul edilmekle birlikte uluslararası topluluğun Avrupa merkezli yapısı, klasik döneme nazaran değişmeye başlar. Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın uluslararası düzene bir güç olarak katılması, daha sonraları ise sömürgeleştirilmiş topraklar da yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkması, Avrupa merkezli uluslararası hukuk yapısını değiştirmiştir. Birinci Dünya Savaşını takiben kurulan Milletler Cemiyeti, uluslararası hukuk düzeninin sağlanması ve devam ettirilmesi için atılmış ilk büyük adımdır. Cemiyet İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyemediği için dağılmışsa da, yerine kurulan Birleşmiş Milletler, bazı olumsuzluklara rağmen, uluslararası hukukun tespiti ve uygulaması açısından büyük önem taşımaktadır.

Uluslararası hukuk tarihinde kuramsal yaklaşımlara baktığımızda, klasik dönemde uluslararası hukukun kuramsal alt yapısında iki rakip düşünceyle karşılaşıyoruz. Rasyonalist doğal hukuk düşüncesini temsil eden Hugo Grotius, ‘uluslararası hukuk kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen ilke ve kurallar’ olarak tanımlamaktadır. Uzun süre sadece devletlerin uluslararası hukuk kimliğine sahip olduğu düşünülmüştür. Ancak artık uluslararası örgütlerin de uluslararası hukuk kimliğine sahip olduğu kabul edilmektedir. Yine bireylerin de uluslararası hukukta kim olarak kabul edildiğini gösteren bazı uygulamalar bulunmaktadır. Bununla birlikte, uluslararası örgütlerin ve bireylerin uluslararası hukuk düzeninde geçerli işlemler yapabilmeleri, devletler sayesinde mümkün olması nedeniyle uluslararası hukuk kimliği kavramında ağırlığın devletlerde olduğu söylenebilir.

Klasik Dönemde uluslararası hukuka farklı kuramsal yaklaşımlar bulunmaktadır. Uluslararası hukukun kuramsal altyapısı iki rakip düşünceyle oluşturulmuştur. Rasyonalist doğal hukuk düşüncesini temsil eden Hugo Grotius, uluslararası hukuk açısından devletlerin sahip olduğu hakları, devletlerin iradeleri veya güçleri ile değil, aklın gereği olarak savunur. Bununla birlikte Grotius’un Hıristiyan ilahiyatçı İspanyol Vitoria ve Suarez’den önemli ölçüde etkilendiği de bilinmektedir. Doğal hukuk düşüncesinin karşısında pozitivizm olarak adlandırılan görüş, devletlerin sahip olduğu hakları gerekçelendirirken aklî çıkarımlara değil devletlerin iradelerine ve uygulamaya atıf yapar.

Modern dönemde ise uluslararası hukuktun klasik dönemindeki doğal hukukçu ve pozitivist akımlar varlığını devam ettirmektedir. Bunun yanında özellikle son dönemlerde genel olarak hukuk ve siyasete yönelmiş çeşitli eleştiriler, uluslararası hukuku da inceleme konusu yapmıştır. Modern dönemde uluslararası hukuktaki en önemli kuramsal yaklaşımlardan birisi, H. Kelsen’in yaklaşımıdır. İç hukuku bir normlar hiyerarşisi olarak gören Kelsen, uluslararası hukuk ile iç hukukları bir bütün olarak görmüştür. Böylece, henüz gelişme çağında olsa bile, küresel bir hukuk düzeninin kuramsal altyapısını oluşturmuştur.

Betül Sağlam

TUİÇ Stajyeri

 

Kaynakça

ATALAY, Ahmet Halûk (1997). Uluslararası Hukukun Oluşumu, İstanbul: Göçebe Yayınları.

YILMAZ, Ejder (1992). Hukuk Sözlüğü, Ankara: Yetkin.

SÖNMEZOĞLU, Faruk, Uluslararası Hukuk, Uluslararası ilişkiler sözlüğü.

GÜLEÇ, Merve Gülçin, Uluslararası Hukuk Nedir?, http://akademikperspektif.com/2012/08/22/uluslararasi-hukuk-nedir/

Uluslararası Hukuk, http://www.ansar.de/sosyalbilimler/u/003.htm

Sosyal Medyada Paylaş

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Çin Rusya İlişkileri: Xi Jinping’in Babası Ona Moskova’yla İlişkiler Konusunda Ne Öğretti?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 4 Şubat 2022'de Ukrayna'yı...

Mark Rutte: NATO’nun Yeni Genel Sekreteri

NATO'nun yeni genel sekreteri olmaya hazırlanan Mark Rutte, Avrupa'nın...

Güvenilirlik Tuzağı: İtibar, Uğrunda Savaşmaya Değer mi?

Zayıflık konusundaki itibar saldırganlığa davetiye çıkarır mı? Pek çok...

2024 Kuzey Makedonya Eğilimleri: Batı Balkanlar Anketi

2024 Batı Balkanlar Bölgesel Anketi, Kuzey Makedonya’nın sosyo-politik ve...