20 Yıldır Değiş(e)meyen Politika: Afganistan

0
164

Son Amerikan askerinin bölgeden çekilmesi ile birlikte, 11 Eylül 2001’den günümüze kadarki süreçte, ABD’nin gerek siyasetinde gerekse dış politikasında önemli bir konumda yer alan 20 yıllık dönem sona erdi.

Geçen 20 yıl zarfında Amerika Birleşik Devletleri’nde Cumhuriyetçi George W. Bush, Demokrat Barack Obama, Cumhuriyetçi Donald Trump Başkan olarak görev yapmış, 2021 yılı itibariyle bu görevi Demokratlardan Joe Biden devam ettirmektedir. Değişen başkanları ve partilerin karar alma süreçlerinde ne kadar etkili oldukları, süreci nasıl yorumladıkları ve hangi yönde politikalar izledikleri 20 yıldır değişmeyen konu olarak karşımıza çıkan Afganistan politikası oluşturmuştur.

Devletlerin dış politikasının belirlenmesinde hükümetlerin ideolojilerinin, liderlerin özelliklerinin ve ülkelerin içerisinde bulunduğu iç siyasal koşulların önemli olduğunu göz önüne alacak olursak ABD’nin Afganistan politikası şöyle özetlenebilir:

Cumhuriyetçiler ve Demokratların ideolojilerinin, politikaların uygulanmasında etkisi olmakla beraber, bu etki daha zayıf bir biçimde kendisini göstermektedir. Örneğin Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde, ABD Afganistan üzerinde belirleyici bir aktör haline gelmiş, daha öncesinde dış politikaya ve siyasi kültüre hâkim olan idealizm, 11 Eylül Saldırıları sonrası realizm ile kaynaştırılarak farklı bir zeminde yeni bir Amerikan dış politikasını oluşturmuştur. Demokrat Başkan Barack Obama döneminde ise, ABD’nin Afganistan üzerindeki belirleyici rolü devam etmiş ve Afganistan politikası yeniden gözden geçirilmiştir. Bu bakımdan ABD’nin Afganistan politikasında birtakım değişiklikler meydana gelmiştir. Obama dönemiyle ABD kendine “istikrar getirici” bir rol biçmiştir. ABD bu politikası ile uluslararası toplumda Afganistan’ın komşularına göre egemen ve toprak bütünlüğünün sağlandığı, böylece müdahalenin başarılı olduğu izlenimi vermeyi amaçlamıştır. Obama, Bush’un politikalarını genel olarak devam ettirse de askeri boyuttan ziyade sivil boyuta daha çok değer vermiştir (Acet-Doğan, 2017). Fakat bu tutum Afganistan politikasında kalıcı bir düzen oluşturmamıştır.

Sponsorlu

Öte yandan ABD’nin 21. yüzyıldaki iç siyasal koşulları neo-klasik realist analizin en önemli vurgusudur ki, son 20 yıllık süreçte ABD toplumunun genelinin dış müdahalelere karşı tepkili olması ve bu yüzden hükümet başkanlarının seçilirken öne sürdükleri çekilme vaatleri, ABD’nin Afganistan politikasının bugünkü haline ulaşmasının başlıca sebeplerini haline gelmiştir. Örneğin Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump döneminde, alışılagelmiş dışında bir Amerikan dış politikası izlenmiştir. İzolasyonist yaklaşımla politikalarını yürüten Trump yönetimi “sonsuz savaşlara son verme” vaadi çerçevesinde, Kabil hükümeti ile 2014 yılında imzalanan İkili Güvenlik Anlaşması’nı dikkate almayarak 29 Şubat 2020’de Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile anlaşma sağlamıştır. Anlaşmaya göre tutsaklar bırakılacak, terör örgütlerine üs verilmeyecek, Taliban ile hükümet arasında barış görüşmeleri başlayacak ve yabancı güçler 1 Mayıs 2021’e kadar çekilecektir (BBC, 2021). Fakat Trump yönetiminin değişmesiyle net bir sonuca ulaşılamamış ve Afganistan konusu, diğer iki başkanda olduğu gibi, yeni başkanın dış politika sürecini oluşturmuştur. Demokrat Başkan Joe Biden dönemine geldiğimizde, ABD dış politikasındaki değişimlerin çok hızlı bir biçimde başladığına tanık olmaktayız. Başkan Biden göreve geldikten dört ay sonra, Nisan ayında, tüm ABD birliklerinin 11 Eylül’e kadar ülkeyi terk edeceğini duyurmuş, ani geri çekilmeyi eleştirenlere yanıt olarak, “Kalmamızı isteyenlere, ’Daha kaç bin Amerikalı askerin hayatını riske atmaya hazırsınız?’ diye sormak istiyorum.” ifadesini kullanmıştır. 2 bin 500 Amerikan askerinin 20 yıl süren savaşta hayatını kaybettiğine dikkat çeken Başkan Biden, “Afganistan’da Amerikan güçlerinin varlığı süresince başkanlık yapan dördüncü kişiyim. İki Cumhuriyetçi, iki Demokrat başkan oldu. Bu sorumluluğu beşinci kişiye devretmeyeceğim.” (Euronews, 2021) ifadelerinde bulunarak Afganistan politikasındaki ABD tavrını kesinleştirmiştir.

Amerikan ordusunun, son askerlerini Taliban’la yaptığı anlaşma ve koordinasyonla 30 Ağustos’ta çekmesiyle birlikte, Afganistan ordusu kısa sürede çökerken Taliban ciddi bir direnişle karşılaşmadan Kabil’e girmiştir (Euronews, 2021). Böylece Amerika Birleşik Devletleri’nin 20 yıl süren savaştan, tıpkı Vietnam’daki gibi, galip çıkmadığı şu an için kabul edilmese de önümüzdeki yıllarda kabul görecek bir olgu niteliği kazanmıştır. Zira ABD, Afganistan’dan geri çekilirken “hegemonya” sıfatını da arkasında bırakmıştır. Başkan Biden’ın, 20 yıllık savaşın ardından: “Beklenti, 20 yıldır eğittiğimiz ve ekipman sağladığımız 300 binden fazla Afgan ulusal güvenlik kuvvetinin Taliban ile iç savaşta güçlü duracağıydı. Ancak Afgan hükümetinin bir süre direneceği varsayımının doğru olmadığını gördük.” (Euronews) ifadesi de bu süreci hızlandıran bir etken olarak değerlendirilebilmektedir.

Yonca DEMİR

 

Kaynakça

Acet G.,S., Doğan, F., (2017). 11 Eylül Olayları Sonrası ABD-Afganistan İlişkileri: İstiladan İşbirliğine, Sosyal Ekonomik Araştırmalar Dergisi (The Journal of Social Economic Research), Cilt: 17, Sayı: 33, 60-76.

BBC. (2021) Taliban, 11 Eylül ve ABD işgali: Afganistan bugüne nasıl geldi?, Taliban, 11 Eylül ve ABD işgali: Afganistan bugüne nasıl geldi? – BBC News Türkçe, (Erişim tarihi: 16.08.2021)

Euronews. (2021) ABD’nin Afganistan’daki savaşı nasıl başladı, nasıl bitiyor?, ABD’nin .Afganistan’daki savaşı nasıl başladı, nasıl bitiyor? | Euronews, (Erişim tarihi: 16.08.2021).

Euronews. (2021) ABD Başkanı Biden: Afganistan’dan tahliye operasyonu olağanüstü bir başarı | Euronews, (Erişim tarihi: 09.09.2021)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here