Spy (2019)

0

İsrail gizli servisi Mossad ajanı Mısır göçmeni Yahudi bir Arap olan Eli Choen’in dosya memurluğundan Suriye Savunma Bakanlığı Yardımcılığına kadar yükselişini ince detaylarıyla ve güzel bir şekilde anlatan The Spy, 1 sezon 6 bölüm olarak izleyicinin karşısına çıktı. Uri Dan’ın “İsrail’den Gelen Casus” adlı kitabından uyarlanan dizinin yönetmenliğini Gideon Raff üstlenmiştir. Suriye ve İsrail arasındaki Golan Tepeleri mevzusu ve sınır anlaşmazlıkları doğrultusunda, Suriye’nin sınırdaki planlarını öğrenmek için Mossad’ın Suriye’ye gönderdiği Eli Cohen’in aylarca ve yıllarca süren eğitimini ve saha çalışmalarını gözler önüne seren bu yapıt, devletlerin istihbarat çalışmalarının nasıl bir gizlilik ve titizlik içinde yürütüldüğünü ve sistematiğini öğrenmemize yardımcı oluyor. İstihbarat adı altında çalışanlar için, istihbaratın azim, yetenek, istek ve fedakarlık gerektirdiği gerçeği gözler önüne seriliyor. Eli’nin eşi Nadia’ya olan aşkı ve özlemine rağmen yıllar boyunca ayrı kalması da fedakarlığını gözler önüne seriyor. İstihbaratın ne denli zor olduğu ve iyi bir istihbaratçının her an her şeyin değişebileceğinden dolayı yaratıcı zekaya ve hayal gücüne sahip olması gerektiği etkili bir biçimde aktarılıyor. Eli’nin kısa zamanda eğitiminde kendi eksiklerini kapatıp gelişmesi ve çok büyük bilgiler elde etmesi hiç kuşkusuz bu işe olan isteğidir. Fakat başarı için olması gereken en önemli özelliklerden bir diğeri de bireyin yeteneğidir. Bu iki temel kavram, istek ve yetenek, bu işin demirbaşı sayılabilir. Dizide görüyoruz ki Eli, bu iki kavramı yakından tanıyor ve oldukça hakim.

İsrail Suriye’den gelecek bir saldırıya karşı stratejik olarak kendilerini hazır hissetmek isterken kendini gözleri kör, kulakları sağır hissediyordu. Gözü kulağı olacak birine ihtiyacı vardı. Suriye’nin sınırdaki İsrailli çiftçilere yönelik bombalı saldırısı İsrail Başbakanı tarafından tepkiyle karşılanınca Mossad, Suriye’ye sızdırılmak üzere bir ajan yetiştirme arayışı içine girdi. Burada Eli Choen’in de daha önce Mossad’a iki kez başvurduğunu ve geri çevrildiğini de belirtmekte fayda var. Bu kez Suriye görevi için görüşmeye çağrılan Eli Choen’e muhtemelen her ülkenin özel görevler için seçtiği ajanlarına sorduğu sorulardan olan “vatanın için işinden, ailenden vazgeçer misin?” gibi sorular soruluyor. Eli, onu sonunda ölüme götürecek olan görevi kabul edip altı ay boyunca Mossad tarafından çeşitli eğitimlere tabi tutuluyor. İşine dört elle sarılan ve bir hayli istekli olan Cohen, aslında hiç varolmamış ikinci bir insanı da bedeninde taşımak zorunda kalıyor: Kamel Amin Thaabeth gizli adıyla Ajan 88. Tıpkı dönen bir kapının iki farklı odaya açılışı gibi Eli’nin de birbirinden tamamen zıt iki farklı hayata açılan bir kapısı vardı. Kamel’in kısa süren çalışma hayatı Arjantin’de başlamış, burada Suriye askeri ateşesi General Amin Al-Hafez ile yakınlık kurarak asıl maça çıkabilmesi için gereken referans mektuplarını elde etmeyi başarmıştır. Suriye saha çalışması için bir ön similasyon olan Arjantin çalışması, bir bakıma Suriye’nin Arjantin’deki siyasi ayağı sayesinde Cohen’e Suriye siyasetinin havasını gerçek anlamda tanıma imkan sağlamıştır. Kamel’in Suriye’ye giriş anahtarı olan Şeyh Majid Al-Ard ile seyahati onun serüvenini başlatır. Kamel’in sınırda Suriyeli komutana eşyalarını kontrol ettirmemesi karşılığında bileğindeki pahalı saati vermesi de devlet kademelerinde işleyen rüşvet olaylarına dikkat çeker niteliktedir. Yıllarca Suriye hasreti çeken, Buenos Aires’te yaşayan biri olarak Suriyeli yetkilileri kendisine inandırmayı başaran Eli, sonunda Suriye sınırlarına girmeyi başararak Şam’a ulaşıyor. Akıllıca ve iyi tasarlanmış bir hayatı olan Kamel’in evi Suriye ordusunun 2. Karargahının çaprazındadır. Ona haberleşme ve orduyu takip etmen imkanı sağlayan bir evdir. Birkaç yıl içerisinde oldukça fazla bilgi toplayan Kamel’in 8 Mart 1963 tarihinde General Amin Al-Hafez’in yaptığı askeri darbeye yardım etmesiyle aralarındaki bağ o kadar kuvvetlenmiş ve Kamel kendine o kadar güvendirmiş ki ajanlığından şüphe edilen Savunma Bakan Yardımcısı’nın yerine teklif bile almıştır. Ajan 88’in kendini kısa zamanda Suriye’de kabul ettirmesi onun doğasından gelen bir aura, deyim yerindeyse şeytan tüyüne sahip oluşundandır. Bu kanı dizide Ma-azi’nin söylediği şu cümlelerden anlaşılıyor; “Herkes tanıştığı ilk andan seni seviyor ve saygı duyuyor. Sen bir odaya girdiğinde herkes senden bir parça istiyor.” Sahip olduğu ekonomik imkanlarla ve iş adamı rolüyle gittikçe üst düzey insanlarla bağını genişletme ve halihazırda olan bağlarını da güçlendirme yoluna giden Eli, görevi süresince edindiği yeni bağlantıları ve bilgileri sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa Mossad’a telgraf yoluyla bildiriyor.

Genel bir pencereden bakıldığında, istihbaratın gizli ve çok ciddi bir görev olduğunu Eli’nin işini Nadia’ya açıklayamaması ve bir bebeği olduğunu ancak görevden döndüğünde öğrenmesi, bir ajanın görevi sırasında gerideki hayatından kopması gerektiğini gösteriyor. Bir kıyafet değişimiyle yaşamını değiştirmek ve Eli’den Kamel’e dönüşmenin psikolojik etkisi dizide güzel işlenmiştir. Bir kişiye yakınlaşırken onun hakkında bilgi sahibi olmak örneğin; zevkleri, hobileri, yaşam tarzı, zaafları vb. kriterlerin ne kadar önemli olduğunu dizide Eli’nin askeri istihbarata giden yolda biografik istihbaratı kullanarak işini kolaylaştırdığını görüyoruz. Eli askeri, biografik istihbaratın yanı sıra coğrafi, ulaşım ve iletişim gibi istihbarat türlerinden yararlanmış, generalin yeğeniyle kurduğu dostluk onu İsrail sınırındaki karargaha kadar sokmayı başarmış, ve aynı zamanda yer altındaki karargahın coğrafik konumunu belirtmek için bölgeyi ağaçlandırma yöntemini kullanmıştır. Eli, şan, şöhret, para, mevki, kadın, zevk düşkünü olan ve kendi halkını dahi propaganda ile kandıran bu yöneticilerin yumuşak karnını çoktan keşfetmiş, bunu insan ilişkilerine yansıtarak ve 1963 Suriye Darbesi’ne dahil olarak başarılı bir şekilde göstermiştir. Eli’nin Suriye’de kazandığı prestij ve güven ona Savunma Bakanı Yardımcısı olma şansını tanısa da ülke de bir casusun olduğu fark edilmiş ve bir sabah Mossad’a bilgi verirken iş üstünde yakalanmıştır. Kamel’in en büyük hatası, olayları yeterince araştırmadan kendini kanıtlama çabasıydı. Şüpheli bir ortama sahip Suriye’de tüm detay ve koşulları en ince ayrıntısına kadar düşünememiş, düzenli kesilen elektriğin sebebini araştırmaması ona yolun sonunu göstermiştir. Dizinin başından beri ısrarla vurgulanan ‘bir ajanın sonunu getiren kendini kanıtlama arzusu ve fazla hevesidir’ cümlesi tam bu noktada oldukça anlam kazanmıştır. Unutulmamalıdır ki, istihbarat karanlık bir kuyu gibidir. Dışarıdan bakan içerideki suyu göremez fakat önemli olan taş atarak suyun varlığını yoklayanlara karşı o suyun ses çıkarmadan taşı içine çekip kaybedebilmesidir. Kuyudaki suyun varlığını anlayan kimse o suyu ordan çıkarmak isteyecektir. Nitekim Kamel’in varlığını anlayan Suriye 1965 yılında Şam’da onu şehir meydanında idam etmiştir. Ayrıca, idamı öncesi eşine mektup yazarken manidar bir sahne gözler önüne serilmiştir. Filmin başında sürekli bir lambaya çarpan kelebeğin, mektup sahnesinde yine lambaya çarparken ölmesi hiçbir zaman yakalanmayacağını düşünen Eli’nin sonunda yakalanmasıyla eşleşen bir tasvirdir. Eli Cohen’in yalnız başına topladığı istihbaratlar ölümünden sonra gerçekleşen Altı Gün Savaşları’nda Arap ordularını hezimete uğratmada büyük rol almış ve bu bağlamda doğru istihbaratın önemi vurgulanmıştır. Dizinin son bölümünde Eli Cohen’e uygulanan sahte adres metodu, başka bir casus adayına da uygulanmıştır. Bu demektir ki; kişiler ve sıfatlar değişmekle beraber teşkilatlar ve devletler baki kalmaya devam edecektir.

Macit Sarı, Merve Eser, Kadriye Koyuncu

İstihbarat Çalışmaları Staj Programı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here